Dernek Genel Sekreteri Umut Tutçu ise; Alevi katliamına tepki gösterdi. "Sekteryanizm (mezhepçilik) Ortadoğu'nun baş belası bir meselesidir. Bunun en büyük örneği 1985 Lübnan iç savuşı idi. Mezhepsel ve dini bölünme Lübnan'ı kan gölüne çevirdi ve bu tam 15 sene devam etti. Suriye'de kartlar yeniden dağıtılırken en büyük tehlike mezhepsel bir hesaplaşmaya gidilmesi. Lazkiye'de Alevi Araplara karşı yapılan kırımların önü alınmazsa gerilim daha radikal boyutlara ulaşacaktır" dedi.
Dernek Yönetim Kurulu Üyesi, Dostluk Grubu Derneği Kurucu ve Onursal Başkanı Ahmet Eren Özen ise; "Eş-Şara ile YPG-SDG'nin anlaşmasına sevinen, bunlar yarın öbür gün İsrail ve ABD ile birlikte komple Türkiye'ye karşı hareket ettiklerinde ne diyecekler acaba? Biraz uyanık olalım. Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur. Terör örgütü elebaşısı Öcalan 1999 yılında da yakalandığında güya PKK kendini feshederek KCK-KADEK gibi isimler almıştı. Öcalan o zaman da "silahları bırakın" çağrısı yapmış ve bu da dönemin gazetelerine manşet olmuştu. İsim değiştirmekle ya da ülke sınırından çıkıp diğer ülkenin sınırına geçmekle terör bitmez. Terör halkın kardeşliğini hedef alan, silahlı kanlı ve masum insanların da katledilmesini içeren şiddet eylemleridir. Türkiye iç ve dış güçler vasıtasıyla yeni tuzakların içine çekiliyor. YPG-PYD-PEJAK bunlar PKK'nın diğer adlarından bazılarıdır ve terör örgütüdür" dedi.